KORKMAK ÜZERİNE

İnsanları korkutarak onlara istediklerimizi yaptırabilir miyiz? Korku insanları motive eder mi? İnsanlar korkarak varlıklarını ne kadar sürdürürler? Korkuyu beslemek, büyütmek bizi nereye götürür? Bu soruları; global ekonomik krizde işten çıkartılma korkusunun had safhaya ulaşması ile birlikte çok düşünmeye başladım.  

Korku yaşamda varlığını sürdürmek için doğal bir duygu mudur? Bu soruya evet diye cevap veriyorum. Korku insan olmanın özelliğidir. Hatta canlı olmanın gereğidir. Yaşam enerjisidir. Bize gelişme fırsatı tanır. Kendimizi ve çevremizi anlama şansı verir. Anladıkça daha güçleniriz. Bilmek güçtür. Bildiğimiz şeyden korkmayız. Korku bize kendimiz hakkında bilmediğimiz yeni bir çok şeyi öğretir. Korkuyu hissettiğimiz an, öğreneceğimiz an gelmiştir.

Korkunun dozajını ayarlamadığımız zaman neler yaşarız? Bu sorunun cevabını düşünmek bile sıkıntılı. Korkuyu büyütmek bizi kuzuya çevirir.  Korktuğumuz objenin yörüngesine gireriz. Sadece elimizdekileri değil, onurumuzu, aklımızı, bedenimize ve hayatımıza hakimiyetimiz de kaybederiz. Bizi esir alır. Hareketlerimiz kontrol dışına çıkar.  Korkuya neden olan olayı tetikleyen obje ya da duruma kıyasla korkumuz orantısız ve abartılı hale gelir. Korkuyu yaratan objeye karşı verdiğimiz tepkinin anlamsız ve aşırı olduğunun tümüyle farkında olmamıza rağmen; o korku nesnesi ya da durum ile karşılaşmaktan ısrarla kaçınmak isteriz. Nereye kadar kaçabiliriz? Her kaçış aslında geciktirme değil midir? Bir gün korktuğumuz şeyin başımıza geleceğini bilmek, korkarak ve korktuğumuzu bilerek yaşamak bizi yorar, hatta yok eder. Korku, hayatımızın merkezine oturur. Kendi gücümüzü, varlığımızı, onurumuzu yok saydığımız anda, zaten yok olmuşuzdur.

Korku; ancak akıl, kontrolü eline aldığı zaman baş edilebilir. Korkunun kaynağına yönelik pozitif sorgulamaya başladığımız zaman, hem onurumuzu hem hayatımızı yeniden elimize almaya başlarız. Korktuğumuz şey korkmaya değer mi? Gelişim değişmeden yaratılabilir mi? Bu değişimden en az zararla kurtulmak için neleri geliştirmeliyiz? Bu yaşadıklarımız; işimizi, arkadaşlarımızı, kendimizi daha iyi anlamak için bir fırsat değil mi? Yaşadıklarımız, içerisinde değiştirmek istediklerimiz yok muydu? Bizde, bize değer katan şeyler nelerdir? Gerçek değerlerin parasal karşılığı belirlenemez. En değerli sanat eserinin veya antikanın değeri biçilebilir mi?

Korkarak yaşanmaz. Çünkü, korku büyük bir enerji açığa çıkartır. Bu enerji büyüdükçe kontrol edilemez hale gelir. Kontrol edilemeyen güç, güç değildir. Bir şekilde enerji dengelenmek zorundadır. Bir tercih yapmak zorundayız. Korkuyla beraber, vücudumuz kaç ya da mücadele et ikilemini hisseder. Korkunun kaynağına yönelik olarak bir duruş sergilemek için bir tercih yapar.  Yaptığımız tercihler bizi tanımlar. Üstesinden geldiğimiz korkular bizi geliştirmiştir. Tarih; korkusuna yenilenler ile korkusunu yenenlerin öyküleridir.

Yaşadığımız krizde işimizi kaybetmekten korkarak yaşamak bir yaşam biçimi olamaz. Sürdürülebilir bir hayat için bu korkumuzu yenmeli ve akılcı çözümleri üretmeye başlamalıyız.

Milliyet KOBİ, Aralık 2008

TOP