ÜRETİMDE CERİMLİLİK NEDEN ZOR DEĞİL ?

Milliyet KOBİ Mayıs 2008

Çok uzun zaman olmamıştı, arkadaşının fabrikasını ziyaret edeli.. üretim sahasına girdiğinde tanıyamadı….. Ne çok değişmişti, sanki fabrika sahası aniden büyümüş, bir tertip düzen ve temizlik gelmişti.  ‘Ne oldu, bazı hatları sattınız mı yoksa? Denetime gelecek bir ekip mi var ?’ diye sordu. Arkadaşı gülümseyerek ve gururla, ‘Hayır tabiî ki, aksine ilave hatlar getirdik, üstelik bu bizim normal halimiz, denetime hazırlanmak için bu kadar derli toplu değiliz…’

 

Anlamadı önce, bütün bir hayatı tertip, temizlik ve düzeni sağlamak için geçmişti. Kendi çalışma masası nasıl tertipli düzenli ise, üretim sahasının da böyle temiz ve düzenli olması bir tutku haline dönüşmüştü. Gözüne yansıyan en ufak bir dağınıklık, kafasının da karışmasına sebebiyet veriyor ve onu yoruyordu. Bu temizlik ve düzeni sağlamak adına çok müdür yenilemişti. Ancak yine de istediği sonucu elde edemiyordu. Eğitimler  aldırmış, en son teknolojileri fabrikaya getirmişti. Yeni hatlar ve genişlemek için yeni fabrika inşa etmekten yorulmuş ve para yetiştiremez olmuştu. Yine de, ‘Üretim bu… talaş, döküntü, karmaşa olmadan  olmaz !’ diyorlardı. Haklı olabilirler, benim takıntım herhalde diye düşünmeyi kabul ettiği bir anda, bu ziyaret, bir anda ne kadar da haklı olduğuna ilişkin egosunu yeniledi. ‘Hiç mi etraf kirletilmiyor?’ diye emin olmak için yeniden sordu.

 

‘Hayır, kirletecek ne var ki?’ diye cevapladı arkadaşı. ‘Malzeme, fire, atık, yarı mamul, alet edavat v.b her şey tabiî ki! ‘ diyerek müdürlerinin söylediği bahaneleri sıraladı. İçinden de gizli bir sevinç yaşıyordu. Bunca yıl inandığı, mücadele ettiği temizlik ve düzenin gerçekleşebiliyor olması onu çok mutlu etmişti. Geçen yıllara ve emeklerine yazık olmamıştı. Demek ki olabiliyordu. Ama bunun bir püf noktası olmalıydı. Merakla sordu, ‘Daha önceki ziyaretimde böyle değildi, ne oldu, sihirli bir değnek mi değdi buralara ?’ arkadaşının odasına doğru ilerlerken. Arkadaşı,  ‘Bir danışman ile bir programa başladık. İlk sonuçları alıyoruz. Sadece iyileşme rakamları değil, böyle görsel etkileri de yaşıyoruz,’ dedi gururla. Kıskançlıkla ‘nasıl bir program bu, bildiklerimizden farklı ne yaptınız?’ diye sordu. Arkadaşı sıraladı teker, teker. Sesinde söylediklerine inanç, özsaygı hissediliyordu….

  • Hiç kimsenin işten atılmayacağı güvenini oluşturduk.
  • Eğitimlere işçilerimizde katıldı. Bizim öğrendiklerimizi herkes birinci ağızdan öğrendi, biz öğrenip onlara öğretmedik.
  • Örnek fabrikalardaki ziyaretlere işçilerimiz de götürdük. Döndüğümüzde yaptığımız çalışma toplantılarına davet ettik. Önerilerini ciddiyetle ve hep birlikte değerlendirdik ve uygulamaya değer bulduklarımızı hep birlikte uyguladık.
  • Uyguladıklarımızdan öğrendiklerimizi hemen hayata geçirdik. Yanlış bir uygulamamız oldu ise ısrarcı olmadık. Hemen düzelttik. Çok beğendiklerimizi bozulmaması için hemen sabitledik, kurallarını oluşturduk.
  • Bütün ihtiyaç duydukları alet ve edevatı aradıkları yerde bulabilecekleri şekilde çoğalttık ve yerlerini belirledik.
  • Kullandıkları malzemeleri aramak, taşımak gibi onları yoran ve verimliliklerini düşüren faaliyetleri yok ederek, malzeme ve parçaların onların çalışma mekanına zahmetsizce ve eksiksiz ulaştırılmasını sağladık.
  • Adım, adım her aşamanın fotografını çekip ‘ne idik, ne olduk’ panosuna astık, gelip geçtikçe, değişimi gözleri ile gördüler ve daha iyisi için heveslendiler
  • Yöneticilerimiz, her aşamada bizzat onlarla beraber aşağıda üretimin başında idi.
  • Her yer temiz ve düzenli hale geldiği için, fazlalıklar bir anda görünmeye başladı. Bu da herkesin bu fazlalıkları, düzensizlikleri iyileştirmesine görsel motivasyon sağladı.
TOP