ÜRETİMDE VERİMLİLİK NEDEN ZOR DEĞİL- II

Milliyet KOBİ Haziran 2008

Sipariş üzerine üretim yapan arkadaşı, kalıp değişikliği ve ön hazırlığı uzun zaman gerektiren yarım mamulleri üretiyor, stokluyor ve sipariş geldiğinde gerekli parçaların montajını yapıyor ve sevkiyatı gerçekleştiriyordu. Hatta, bir ara, yer yetmediğini, müşterinin siparişi sürekli değiştirdiği ve elinde çok fazla yarı mamul kaldığı için nerelere koyacağını bilemediğinden çok şikayet etmişti. Merakı daha da arttı. Ortalıkta  hiç yarı mamul görmemişti. Demek siparişler iyi diye düşündü. Belki de azaldı. Dayanamadı sordu. ‘Ortalık pek bir ferahlamış, işler açıldı galiba, stokları eritmişsin..!’

 

‘Haklısın, iç piyasada durgunluğu hissetmeye başladım ve ihracatı arttırdım ve böylece geçen senenin bu zamanlarına göre durumu epeyce ilerlettim,’ dedi arkadaşı. ‘Ancak, yarı mamul sorunu bir yaklaşım ve anlayış konusu, siparişlerin artması konusu değil…!’

 

Uzun zamandır değişmeyen düşük kur, ithalatı cazip hale getiriyor ve Çin den ithalat hızla artıyor ve yerli üreticilerde ciddi talep daralması yaşanıyordu. Son zamanlarda sebebini anlamaya çalıştığı ciddi bir durgunlukta yaşanıyordu. Ödemelerde gecikmeler yaşanıyor, para hareket etmiyordu. Bütün bunları düşünürken, son cümle aklına takıldı ve sordu. ‘Ne demek yaklaşım ve anlayış sorunu ? İhracat müşterilerin düzenli siparişler mi geçiyor yoksa, nerden buldun bu güzel müşterileri?’

 

‘Nerde o güzellikte müşteri,’ diyerek güldü arkadaşı.. ‘Önemli olan stok yapmadan siparişleri tam zamanında karşılamak.’

 

‘Peki nereye gitti o kadar yarı mamul?’ diye ısrarla sordu. En son gördüğünde, arkadaşı nakite sıkıştığını ve bankalardan spot kredi kullandığını anlatmıştı. ‘Bütün param stoklarda bağlı, ben de doların bu kadar düşük olduğu bu dönemde parayı dolar ile aldığım malzemeye yatırıp, zarar ediyorum. Eskiden iyi idi. Durduğu yerde değer kazanıyordu stoklarım... Şimdi dolar düşerken benim stok varlığımda değer kaybediyor.’ diye uzun uzun şikayet etmişti. ‘  Halen anlamamıştı, ne değiştiğini, beni meraklandırma artık. Anlatsana.. Stok yapmadan siparişleri nasıl karşılar oldun? Otomatik makine mi filan mı aldın yoksa?’

 

Arkadaşı ilkeleri sıraladı teker, teker. Sesinde söylediklerine inanç, özsaygı hissediliyordu….

  • Hiç kimsenin işten atılmayacağı güvenini oluşturduk.
  • Çalışanlara, sadece tanımlı işleri yapmak için kiralanmış bedenler olmadıklarını ve hammadde den mamule dönüşen bütünsel süreçte bütün işleri yapabilecek kapasitede düşünen insanlar olduklarına inandığımızı hissettirdik.
  • Eskiden sadece bir işi yapan bir işçim, şimdi çalıştığı hatta bütün işleri yapabilecek şekilde çok fonksiyonlu hale geldi. Bu da işçinin bütünsel süreçteki kayıpları anlamasını sağladı. Bu kayıpları yok etmek için öneriler sundu. Bizde ciddiyetle dinledik. Beğendiklerimizi uyguladık. Bir anda herkes eşitlenmiş oldu. En çok bu duyguyu sevdiler. Az çalışan ve kaytaran kalmadı. Herkes hattaki her işi yapar duruma geldiği ve daha iyi, daha az yorulacak biçimde çalışmak için kendi işleri üzerinde düzenleme, iyileştirme yapma hakkını kullandığını için kendilerini işin parçası hissettiler.
  • Üretecekleri bütün ürünler için gerekli her türlü ekipmanı, alet ve teçhizatı kolayca erişebilir bir şekilde çoğalttık. Bir matkap için, ürün kucaklarında metrelerce yol kat etmek zorunda kalmadılar. Mümkün olduğu kadar ucuz makine ve ekipmanlar ile ihtiyaçları olan bütün küçük yatırımları yaptık. İşlemler arası uzaklıkları yok ettik. Hatta birleştirdik bir çok operasyonu. Böylece bir çok gereksiz işlemi yok etmiş olduk.
  • Kalıp değiştirme, model ayarları v.b düzenleme işlemlerini nerede ise yok ettik. Müşteri hangi model ürünü isterse istesin, çok kısa zamanda o modele ilişkin parçaları üretir hale geldik. Böylece, uzun zamanlar gerektirdiği için ara stoklar oluşturmak zorunda kaldığımız bir çok üründe şimdi sıfır stok çalışyoruz.
  • Tek amacımız bir an önce müşterinin istediği ürünü istediği  zamanda teslim etmek.
  • Hattaki işçilere hattın başındaki bilgisayardan sipariş bilgisi geldiği anda iş başlıyor, ürünleri üretip, montajını bitirip, ambalajını yaptıktan sonra barcode larını okutarak, satış bölümüne sevk et bilgisi gidiyor.  
  • Satışın bütün gayreti de ürünü biran önce sevk edip, faturayı kesip, parayı tahsil etmek oluyor. Eskiden, sevk ne zaman, kaç tane yapabileceğiz, v.b bir sürü konuya bölünüyordu kafaları. Müşteriye geç ve eksik sevkiyatlarda mahçup oldukları için de ödemeleri pek takip edemiyorlardı.
  • Bütün bu yaptıklarımız %35 lerde olan montaj hatları verimliliğimizi %98 lere çıkarttı.
  • Fazla mesaileri yok ettik.
  • Yarı mamul stoklarımız sıfırlandı. Böylece ben de parayı stokta bağlamak yerine repoda bağlamaya başladım.
  • Yer ihtiyacım kalmadı. Artık her üretilen müşteriye sevk ediliyor. İşletme ferahladı.
  • Müşteriler ile yaşadığımız geç ve eksik sevkiyat sorunları yok oldu.
  • Yarı mamul stok yok olduğu için, kalite hataları anında yakalanır ve düzeltilir oldu.
  • Bu da, fire ve hurdaları yok etti.

 

Duydukları rüya gibiydi. Olmasını istediği her şey, ne kadar net ve anlaşılır biçimde olmuştu. Prensipler ne kadar basit ve uygulanabilirdi. Bir an önce aynı prensipleri kendisi de hayata geçirmeli idi. İşyerine heyecanla döndü.

TOP